Noel Baba’nın kayıp atkısı
SOL ×11 · SAĞ ×12 · yaklaşık 3 dk okuma
Yılbaşı gecesiydi. Defne ile kardeşi Can, büyükannelerinin evinde çam ağacını süslüyordu: Defne ağacın ← sol tarafını, Can sağ → tarafını. Sobanın üstünde kestaneler kızarıyor, masada mandalinalar parlıyordu. Saat on ikiye az kalmıştı ki pencereden bir ses geldi: “Hooop!”
Bahçeye bir kızak inmişti. Kızaktan Noel Baba indi, ama çok üşüdüğü belliydi. “Atkımı kaybettim!” dedi. “Rüzgâr onu aldı, önce ← sola, sonra sağa → uçurdu, sonra da gözden kayboldu.”
Defne ← sola baktı: yalnızca kardan adam. Can sağa → baktı: yalnızca kedi Tarçın. Büyükanne gözlüğünü taktı, ← sola da baktı, sağa → da baktı ve “Hadi, hep birlikte arayalım!” dedi.
Herkes paltosunu giyip dışarı çıktı. Kardan adam havuç burnunu ← sola çevirdi. “Atkı mı? Ben ← soldan bir şey geçtiğini gördüm.” Ama kedi Tarçın kuyruğunu sağa → salladı, sanki “Hayır, sağdan →!” der gibi.
Defne ← sola koştu, çitin yanında bir eldiven buldu. Can sağa → koştu, ağacın altında bir kızak ipi buldu. Atkı yoktu. Sonra ikisi de durdu ve yukarı baktı.
Atkı, evin çatısında, bacanın ← sol tarafına takılmıştı. Kırmızı beyaz çizgili, upuzun bir atkıydı ve rüzgârda dalgalanıyordu. Ama çok yüksekteydi.
Noel Baba’nın ren geyiklerinden en küçüğü, Fındık, hemen havalandı. Önce sağa → döndü, sonra ← sola, sonra yine sağa →, ve atkıyı dişleriyle yakalayıp getirdi. Noel Baba onu sağ → eliyle aldı, boynuna doladı ve derin bir nefes aldı. “Ah, şimdi oldu!”
Teşekkür etmek için Noel Baba torbasını açtı. Evdeki herkese birer hediye verdi: ← soldakine bir tane, sağdakine → bir tane, ta ki torba boşalana kadar. Büyükanne de ona sıcak kestane ve bir fincan ıhlamur ikram etti.
Gece yarısı olunca Noel Baba ← sol elini salladı, Fındık sağ → toynağını kaldırdı ve kızak yıldızların arasında kayboldu.
Ve hikâye burada bitiyor. Şimdi herkes elindeki hediyeyi açsın!
Çaycı Hasan Abi ve kayıp hediyeler
SOL ×14 · SAĞ ×14 · yaklaşık 3 dk okuma
Kar Tanesi Şirketi’nde yılın son iş günüydü ve akşam yılbaşı partisi vardı. Masada ← solda börek, sağda → poğaça, ortada baklava, köşede de süslü bir çam ağacı vardı. Ağacın altında da yılbaşı çekilişinin bütün hediyeleri… olması gerekiyordu. Herkes çekilişte kime düştüyse ona özenle bir hediye hazırlamıştı. Ama ağacın altı bomboştu.
“Sabah buradaydılar!” dedi muhasebeden Elif. Önce ← sola baktı, sonra sağa →. “Belki de depoya kaldırdılar.” Bilgi işlemden Murat sağ → elini kaldırdı: “Ben bir şey bilmiyorum.” Sonra ← sol elini de kaldırdı: “Bunu da bilmiyorum.”
Müdür Selin Hanım hemen bir plan yaptı. “Muhasebe ← soldaki odalara baksın, satış sağdaki → odalara. Kim kalırsa böreğe göz kulak olsun!”
Muhasebe ← sola gitti, dolapları açtı. Üç fincan, bir şemsiye ve geçen yıldan kalma bir takvim buldu. Satış sağa → gitti, sonra bir de ← sola saptı ve yazıcının arkasında ren geyikli bir çorap buldu. Bilgi işlem de bilgisayarların arkasına baktı ama yalnızca kablolar buldu. Hediyeler yoktu.
Tam o sırada koridordan tanıdık bir ses geldi: “Çaaay!” Çaycı Hasan Abi, elinde kocaman bir tepsiyle geliyordu. Hasan Abi bu şirketin en eski çalışanıydı ve her şeyi bilirdi: kim şekerli içer, kim açık sever, kimin doğum günü ne zaman. Tepside ince belli bardaklarda tavşan kanı çay vardı. Hasan Abi tepsiyi ← sol elinde taşıyor, sağ → eliyle de herkese bardak uzatıyordu.
“Hasan Abi, hediyeleri gördün mü?” diye sordu Elif. Hasan Abi bıyığını önce ← sola, sonra sağa → burdu ve gülümsedi. “Görmez olur muyum? Sabah çay ocağının önünde kocaman bir kutu vardı. Üşümesinler diye içeri aldım.”
Herkes çay ocağına koştu: ← sola, sağa →, bir daha ← sola, sonra yine sağa →. Çay ocağı küçücüktü ve hepsi birden sığmadı. Bir kısmı kapıda kaldı, bir kısmı da semaverin yanına sıkıştı. Ve orada, rafların arasında, sağ → köşede, hediye kutusu duruyordu. Üstünde de bir not: “Sıcak kalsınlar diye. – Hasan.”
Selin Hanım kutuyu ← sol koluyla kaldırdı, sağ → eliyle de Hasan Abi’nin elini sıktı. “Bu yıl ilk hediye senin,” dedi. Herkes alkışladı. Hasan Abi utanarak gülümsedi ve herkese birer bardak daha çay koydu.
Sonra herkes büyük bir çember olup oturdu. Börek ← sola gitti, poğaça sağa →, baklava da tam tur attı, çünkü herkes bir dilim daha istedi. Hasan Abi çayları ← soldan sağa → dağıttı. Selin Hanım ← sola baktı, sağa → baktı ve “Bu güzel yıl için hepinize teşekkürler. Mutlu yıllar!” dedi.
Hikâye burada bitti. Şimdi herkes elindeki hediyeyi açsın!